TR EN

Blog

CDR Brief Sayı 9: Dünyada Karbon Giderimi Politikalarının Mevcut Durumu

Kamu finansmanı, kamu alımları ve ters açık artırmalar, sertifikasyon sistemleri ve uyum muhasebesi: giderim politikasının aldığı biçim ve eşitsiz gelişimi.

11 dk okuma
  • POLİTİKA
  • PİYASA
Noktalı dünya haritası; yerkürenin çevresindeki tek bir hat üzerinde parlamento binası, sanayi yakalama ünitesi, sertifika, orman ve adalet terazisi sıralanıyor.

Karbon dioksit giderimi artık yalnızca gönüllü karbon piyasalarının konusu değil. Dünyada hükümetler, karbon giderimlerinin nasıl finanse edileceğini, nasıl sertifikalandırılacağını, nasıl muhasebeleştirileceğini ve iklim politikalarına nasıl entegre edileceğini şekillendirmeye başlıyor. Ancak politika alanı hâlâ oldukça parçalı. Bazı ülkeler direct air capture ve BECCS (Bioenergy with Carbon Capture and Storage) gibi engineered CDR (karbondioksit giderimi) yöntemleri için araçlar geliştirirken, bazıları ormanlar, arazi kullanımı, toprak karbonu ve diğer arazi sektörü giderimleri etrafında daha olgun sistemler kurmuş durumda.

Bugünkü CDR politika alanını anlamak için mevcut araçları dört grupta ele almak faydalı olur: kamu finansmanı ve gelir desteği, kamu alımları ve talep yaratımı, sertifikasyon ve kredilendirme sistemleri, ve uyum amaçlı muhasebe çerçeveleri. Politikalar geniş ve çeşitlilik gösteriyor; yazıda yer alan bu dört ana başlık, önde gelen örneklerle birlikte aktarılmıştır.

1. Engineered CDR için kamu finansmanı

Kamu finansmanı araçları, erken aşamadaki CDR teknolojilerinin pilot, demonstrasyon ve erken uygulama aşamalarından geçmesine yardımcı olur. Bu araçların amacı, özel sermayenin tek başına almakta zorlanabileceği teknoloji riskini ve ilk tesis riskini paylaşmaktır. Bu destek özellikle direct air capture, BECCS ve mineralizasyon temelli yaklaşımlar gibi sermaye yoğun yöntemlerde önemlidir.

Bugün engineered CDR tarafındaki en görünür politika desteği ABD’de görülüyor. ABD Enerji Bakanlığı’nın Regional Direct Air Capture Hubs programı, ticari ölçekli direct air capture uygulamalarını desteklemek üzere tasarlanmıştır ve dört bölgesel merkez geliştirmek için 3,5 milyar dolar kaynak ayırmıştır. Her merkezin yılda en az 1 milyon ton CO2 yakalama potansiyeline sahip olması beklenmektedir. Yakalanan CO2’nin kalıcı olarak depolanması veya atmosfere geri salımı önleyecek şekilde kullanılması hedeflenmektedir. Bu program, engineered CDR için en net kamu finansmanı örneklerinden biridir.

ABD ayrıca 35 milyon dolarlık Carbon Dioxide Removal Purchase Pilot Prize programını oluşturmuştur. Bu program, kamu alımı benzeri bir yapı ile ABD Enerji Bakanlığı’nın doğrudan tedarikçilerden CDR kredisi satın almasına imkân verir. Program direct air capture, biyokütle bazlı giderimler, enhanced weathering, mineralization ve yönetilen yutaklar gibi yöntemleri kapsar. Bilimsel doğrulama, MRV (Monitoring, Reporting and Verification) beklentileri ve ticari offtake koşulları içerir. Bu yönüyle politika, yalnızca hibe vermenin ötesine geçerek erken aşama talep yaratımına da yönelmektedir.

Vergi teşvikleri de önemli bir politika aracıdır. ABD’deki 45Q vergi kredisi saf bir CDR politikası değildir, çünkü point-source carbon capture and storage uygulamalarını da destekler. Ancak uygun direct air capture ve depolama projelerini destekleyebildiği için, atmosferik karbon giderimi söz konusu olduğunda CDR politika alanı içinde anlamlı bir yere sahiptir.

Kanada’da da CCUS (Carbon Capture, Utilization and Storage) yatırım vergi kredisi benzer şekilde karma bir araç olarak öne çıkar. Reuters’a göre Kanada, carbon capture ve direct air capture ekipmanları için vergi teşviklerini genişletmiş ve direct air capture ekipmanı için %30’a kadar yatırım vergi kredisi sağlamıştır. 45Q gibi bu araç da yalnızca CDR’a özgü değildir, ancak direct air capture’ın açık şekilde kapsandığı durumlarda CDR açısından önemlidir.

Danimarka ayrıca, mühendislik ürünü ve biyojenik yöntemlerle gerçekleştirilen karbon giderimine yönelik hedeflenmiş kamu finansmanı konusunda somut bir örnek teşkil etmektedir. Danimarka Enerji Ajansı, erken uygulama aşamalarına doğrudan mali destek sağlamak amacıyla Negatif Emisyon Karbon Yakalama ve Depolama (NECCS) fonunu oluşturmuştur. Bu program, Ørsted’in biyoenerji karbon yakalama ve depolama (BECCS) projesi de dahil olmak üzere önemli girişimleri finanse ederek, büyük ölçekli tesisler için teknoloji ve sermaye risklerini doğrudan azaltmıştır.

2. Kamu alımları ve ters açık artırma mekanizmaları

Kamu alımları ve ters açık artırmalar, devleti yalnızca düzenleyici veya fon sağlayıcı değil, aynı zamanda erken alıcı ve piyasa kurucu haline getirir. Bu araçlarla kamu, belirli kalite, dayanıklılık ve depolama koşullarını sağlayan karbon giderim hizmetleri için uzun vadeli talep yaratır. Bu önemlidir çünkü yüksek maliyetli ve dayanıklı CDR projeleri, büyük ölçekli özel finansmanı çekebilmek için gelir görünürlüğüne ihtiyaç duyar.

İsveç, dayanıklı CDR için kamu alımına en yakın ve en güçlü örneklerden birini sunmaktadır. Avrupa Komisyonu, 2024’te İsveç’in BECCS projeleri için yaklaşık 3 milyar euroluk destek planını onaylamıştır. Program, biyokütle bazlı tesislerden biyojenik CO2 yakalanmasını ve kalıcı olarak depolanmasını destekler. Yapı, rekabetçi ihale mantığıyla tasarlanmıştır ve seçilen projeler 15 yıllık sözleşmeler yoluyla destek alabilir. Uygun projelerin yılda en az 50.000 ton biyojenik CO2 yakalayıp depolayabilmesi beklenmektedir. Bu örnek önemlidir, çünkü devlet fiilen bir negatif emisyon hizmeti için uzun vadeli talep yaratmaktadır.

Danimarka, devletin satın alma gücünü uzun vadeli talep yaratma yönünde kullanmak amacıyla benzer bir tersine ihale modeli uygulamaktadır. Danimarka Enerji Ajansı, NECCS Fonu aracılığıyla, proje geliştiricilerinin ton başına en düşük maliyetle kalıcı karbon giderme hizmetleri sunmak üzere yarıştığı rekabetçi ihale süreçleri yürütmektedir. Hükümet daha sonra seçilen tedarikçilerle çok yıllı hizmet sözleşmeleri imzalayarak, biyojenik karbon depolama alanına özel sektör finansmanını çekmek için gereken gelir güvencesini sağlamaktadır.

Kanada; kamu alımları, sanayi teşvikleri ve özel sektörden gelen erken dönem talebi bir araya getirmesi nedeniyle önemli bir CDR politika örneği haline gelmektedir. Kanada Hükümeti, Ekim 2024’te, kapsamı düşük karbonlu yakıtların yanı sıra CDR hizmetlerini de içerecek şekilde genişletilen Düşük Karbonlu Yakıt Tedarik Programı aracılığıyla, 2030 yılına kadar en az 10 milyon Kanada Doları tutarında karbondioksit giderme hizmeti satın alma taahhüdünde bulundu. Hükümet CDR’yi; doğrudan hava yakalama ve geliştirilmiş karbon mineralizasyonu gibi yöntemler dahil olmak üzere, atmosferden CO2 uzaklaştıran ve bunu rezervuarlarda veya ürünlerde kalıcı olarak depolayan insan faaliyetleri olarak tanımlamaktadır. Bu durum Kanada’yı, CDR’ye yönelik erken dönem talebini desteklemek amacıyla kamu alımlarını kullanan hükümetlere dair en belirgin örneklerden biri kılmaktadır.

İsveç, Danimarka ve Kanada’daki bu kamu alımı programları ve tersine açık artırmalar hep birlikte önemli bir değişimi gözler önüne sermektedir: Hükümetler artık yalnızca düzenleyici veya finansman sağlayıcı olarak değil, aynı zamanda erken dönem piyasa yaratıcıları olarak da hareket etmeye başlamaktadır.

3. Sertifikasyon ve kredilendirme sistemleri

Sertifikasyon ve kredilendirme sistemleri, bir karbon giderim faaliyetinin nasıl ölçüleceğini, doğrulanacağını, kredilendirileceğini ve izleneceğini belirler. Bu sistemler alıcı güvenini artırır ve proje geliştiricilere metodoloji, izleme, ilave katkı, depolama ve beyanlar konusunda daha net kurallar sağlar. CDR’ın ölçeklenmesi yalnızca finansmana değil, güvenilir piyasa büyümesini destekleyecek sertifikasyon altyapısına da bağlıdır.

Article 6.4 / Paris Agreement Crediting Mechanism

Paris Agreement’ın Article 6.4 maddesi, Birleşmiş Milletler çatısı altında uluslararası bir kredilendirme mekanizması kurar. UNFCCC, Paris Agreement Crediting Mechanism’i azaltım faaliyetlerinin kaydedildiği, sonuçların doğrulandığı ve Article 6.4 emission reductions birimlerinin ihraç edildiği bir sistem olarak tanımlar. CDR açısından COP29’da Article 6.4 metodoloji ve giderim standartlarının kabul edilmesi önemlidir; çünkü karbon giderimlerinin uluslararası düzeyde hangi koşullarda kredilendirilebileceğine dair daha net bir BM çerçevesi oluşturur.

Avrupa Birliği Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework

Avrupa Birliği’nin CRCF (Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework) düzenlemesi, kalıcı karbon giderimleri, carbon farming ve ürünlerde karbon depolama için AB genelinde bir sertifikasyon çerçevesi kurar. Regulation (EU) 2024/3012, 27 Kasım 2024’te kabul edilmiştir ve farklı karbon giderimi ile karbon depolama faaliyetlerinin sertifikalandırılması için yasal zemini oluşturur. Avrupa Komisyonu, bu çerçevenin Avrupa’da karbon giderimlerinin ve carbon farming uygulamalarının ölçeklenmesini desteklemeyi amaçladığını belirtmektedir. CDR açısından bu önemlidir; çünkü Avrupa’da karbon giderimlerinin belirli kalite, hesaplama, izleme ve sertifikasyon kurallarına göre tanınması için yasal bir temel oluşturur.

Engineered CDR politikaları hâlâ birkaç ülkede yoğunlaşırken, arazi sektörü giderimleri tarafındaki politika araçları daha olgun ve daha yaygın şekilde kurumsallaşmış durumda.

Birleşik Krallık’taki Woodland Carbon Code bu alandaki en net örneklerden biridir. 2011’de başlatılan bu sistem, Birleşik Krallık’ta yeni orman oluşturma projeleri için gönüllü bir standart sunar. Projelerin kayıt altına alınması, onaylanması, bağımsız şekilde doğrulanması ve UK Forestry Standard ile uyumlu olması gerekir. Kod, yeni orman oluşturma projelerine odaklanır ve birimlerin ihraç edilmesi ve izlenmesi için UK Land Carbon Registry kullanılır.

Fransa’daki Label Bas-Carbone, 28 Kasım 2018 tarihli Decree No. 2018-1043 ile oluşturulmuştur. Düzenlemeye göre bu etiket, Fransa sınırları içinde insan kaynaklı sera gazı emisyonlarını azaltan veya karbonu depolayan projelere verilebilir. Doğrulanmış miktarlar “crédits carbone” olarak tanımlanabilir. Projeler onaylı bir metodolojiye dayanmalı, referans senaryoya göre ilave katkı göstermeli ve yetkin bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulama sürecinden geçmelidir.

Avustralya’nın ACCU (Australian Carbon Credit Unit) Scheme sistemi de olgun örneklerden biridir. Clean Energy Regulator’a göre ACCU Scheme, emisyonları azaltan veya karbon depolayan projeleri destekler. Buna bitki örtüsü yönetimindeki değişiklikler de dahildir. Katılımcılar, depolanan veya önlenen her bir ton CO2-e için bir ACCU kazanabilir. Uygun faaliyetler arasında yeniden ormanlaştırma, bitki örtüsünün yeniden kazandırılması, blue carbon ekosistemlerinin restorasyonu, mera alanlarının iyileştirilmesi, toprak karbonunun artırılması ve kesim riski altındaki yerli orman veya bitki örtüsünün korunması yer alır.

Yeni Zelanda ETS (Emissions Trading Scheme) de önemli bir ormancılık bileşenine sahiptir. Ormancılık katılımcıları, uygun orman giderimleri için NZU (New Zealand Unit) kazanabilir. Bu durum ormancılık ve ağaçlandırma uygulamalarını ülkenin emisyon ticaret sistemi yapısının bir parçası haline getirir. Reuters’ın 2024 tarihli haberine göre, ormancılık bileşeni 560.000 hektardan fazla alanı ve 4.000’den fazla mülk sahibini kapsamaktadır.

Danimarka’nın yakın tarihli Yeşil Tripartite Anlaşması, tarımsal emisyonların ve arazi sektörü kaynaklı karbon gideriminin yönetilmesine yönelik kapsamlı bir çerçeve ortaya koymaktadır. Bu stratejinin temel bir bileşeni, piroliz yoluyla biyokömür üretimini yaygınlaştırmaya yönelik özel bir politika girişimidir. Tarımsal düzenlemeleri biyokömür kullanımına dair net kurallarla birleştiren Danimarka modeli, ulusal çerçevelerin toprak temelli karbon depolama için nasıl net doğrulama süreçleri oluşturabileceğini ortaya koymaktadır.

4. Uyumluluk muhasebesi çerçeveleri

Uyum piyasası ve kredi entegrasyonu araçları, belirli karbon kredilerinin düzenlenmiş karbon piyasası sistemleri içinde kullanılmasına izin verir. Bu sistemler genellikle yalnızca CDR için tasarlanmış değildir, ancak orman karbonu veya uygun başka karbon giderim birimleri uyum yapısı içinde kullanılabildiğinde CDR açısından önem kazanır. Bu araçların önemi, gönüllü karbon piyasasının ötesinde düzenlenmiş talep kanalları yaratmasından gelir.

Uyum piyasası offset protokolleri

Bazı eyalet düzeyindeki uyum piyasaları da arazi bazlı giderim protokollerini içermektedir. Kaliforniya’nın Cap-and-Trade Compliance Offset Program’ı, onaylı protokoller arasında U.S. Forest Projects ve Urban Forest Projects’e yer verir. Bu sistemler yalnızca CDR’a özgü değildir, çünkü uyum piyasası offset programı başka proje tiplerini de kapsar. Ancak orman karbon giderimlerinin kredilendirilip düzenlenmiş bir karbon piyasası içinde kullanılabildiği durumlarda CDR açısından önemlidir.

Washington State’in Climate Commitment Act kapsamındaki Cap-and-Invest programı da U.S. Forest ve Urban Forest protokolleri gibi offset protokolleri içerir. Program offset kullanımını sınırlar ve offsetleri daha geniş cap-and-invest uyum yapısı ile ilişkilendirir. Blue carbon araştırılmaktadır, ancak mevcut kanıtlara göre bunu henüz aktif ve tam operasyonel bir CDR politika aracı olarak değerlendirmek doğru olmaz.

Japonya’nın GX-ETS, yani Green Transformation Emissions Trading System, ülkenin daha geniş Green Transformation politika paketinin bir parçasıdır. Sistem, şirketlerin emisyon hedefleri ve kredi kullanımı üzerinden sanayi dönüşümünü desteklemeyi ve daha yapılandırılmış bir karbon piyasası mimarisi oluşturmayı amaçlar. CDR açısından Japonya dikkatle izlenmesi gereken bir örnektir; çünkü J-Credit sistemi ormancılık ve karbon yutaklarıyla ilişkili kredileri içerir. Ancak farklı karbon giderim türlerinin GX-ETS içinde nasıl ele alınacağı dikkatli ifade edilmelidir. Güvenli ifade şu olur: Japonya, kredi kullanımını bir emisyon ticaret sistemi mimarisiyle ilişkilendirmektedir; ancak uygun CDR yöntemleri, kredi türleri ve kullanım koşulları net şekilde ayrıştırılmalıdır.

Zorunlu muhasebe çerçeveleri

Bölgesel düzeyde Avrupa Birliği’nin LULUCF (Land Use, Land-Use Change and Forestry) Regulation düzenlemesi, arazi sektörü için zorunlu muhasebe açısından önemli bir örnektir. Düzenleme, arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık kaynaklı emisyonları ve giderimleri kapsar. 2023 revizyonu ile LULUCF sektörü için 2030 yılına yönelik AB genelinde 310 MtCO2e net giderim hedefi belirlenmiştir. Bu bir proje bazlı CDR kredilendirme sistemi değildir, ancak arazi sektörü giderimlerini bağlayıcı iklim muhasebesinin bir parçası haline getirdiği için önemli bir politika çerçevesidir.

Sonuç: CDR politikası gelişiyor, ancak eşit hızda değil

Mevcut CDR politika alanı hâlâ parçalı bir yapıya sahiptir. Engineered CDR politikaları özellikle ABD ve İsveç gibi birkaç yerde daha güçlü görünmektedir. Arazi sektörü giderimleri ise sertifikasyon sistemleri, ormancılık kodları, emisyon ticaret sistemleri ve uyum piyasası offset protokolleri üzerinden daha geniş şekilde kapsanmaktadır. Kamu alımları hâlâ nadirdir, ancak ABD ve İsveç örnekleri hükümetlerin doğrudan talep yaratmaya başladığını göstermektedir.

En büyük boşluklar enhanced weathering, ocean CDR ve blue carbon alanlarında görülmektedir. Bu yöntemler bilimsel olarak önemli olabilir, ancak aktif ve açık şekilde belgelenmiş kamu politikası araçları hâlâ sınırlıdır. Bu nedenle CDR politika alanı ilerliyor, fakat dengeli bir hızda değil. Bir sonraki aşama muhtemelen finansman, standartlar, kamu alımları ve uyum piyasalarının daha tutarlı bir sistem içinde birleştirilmesi olacak. Böyle bir yapı hem dayanıklı engineered removals hem de yüksek bütünlüklü arazi sektörü giderimleri için daha güçlü bir zemin oluşturabilir. Son dönemde giderek hızlanan etkilerine tanık olduğumuz bu ortamda, gelişmekte olan uluslararası politikalar ve mekanizmalar hayati bir rol oynamaktadır.