TR EN

Blog

CDR Brief Sayı 1: Karbon Dioksit Giderimi (CDR) nedir ve neden gerekli?

Küvet analojisi, kalıntı emisyonlar ve aşım nedeniyle giderimin neden gerekli olduğu, doğa temelli ve mühendislik temelli ailelerin arasındaki sınır.

4 dk okuma
  • TEMELLER
  • TEKNOLOJİ
Atmosfer bir küvet olarak çiziliyor: emisyonlar musluktan akıyor, giderimler gider deliğinden boşalıyor, su seviyesi havada hâlihazırda bulunan CO2 miktarını gösteriyor.

CDR Brief serisinin ilk yazısına hoş geldiniz.

Bu serinin amacı, paydaşlar COP31 kapsamında Antalya’da bir araya geldiklerinde, diyaloğun yüksek kaliteli bilgiye ve karbon giderimine dair ortak bir anlayışa dayanmasını sağlamaktır. Aynı zamanda, Türkiye ve daha geniş bölgenin CDR’ın gerçek potansiyelini somut biçimde hayata geçirebilmesi için, bölgesel bilgi birikiminin istikrarlı biçimde büyütülmesi hedeflenmektedir.

Bülten, temel kavramlardan başlayıp daha karmaşık teknik başlıklara doğru ilerleyen, yapılandırılmış bir yol haritasını takip edecektir.

Bu başlangıç yazısı iki temel soruya odaklanıyor:

CDR neden gereklidir? CDR neyi kapsar, neyi kapsamaz?

Küvet analojisiyle başlayalım

Atmosferi bir küvet gibi düşünün.

Musluk, insan kaynaklı emisyonlardır. Gider, gezegenin CO2’yi doğal yollardan giderme kapasitesidir ve buna ek olarak bizim bilinçli olarak eklediğimiz giderim kapasitesini de içerir. Su seviyesi, atmosferdeki CO2 miktarıdır ve bunun yarattığı ısınmayı temsil eder.

Uzun zamandır musluk, giderin kaldırabileceğinden daha hızlı akıyor. Musluğu ciddi şekilde kısıyor olsak bile, akış hâlâ giderin kapasitesinden fazlaysa su seviyesi yükselmeye devam eder.

Emisyon azaltımı, musluğu kısmaktır.

CDR ise havadaki CO2’yi çekip depolayarak gideri büyütmektir.

Bu aynı zamanda temel prensibi gösterir: CDR, emisyon azaltımının yerine geçmez. Emisyonların kısa vadede tamamen sıfıra inemediği durumlarda ve özellikle bir aşım yaşandıysa atmosferdeki CO2 seviyesini dengelemek ya da azaltmak için ihtiyaç duyulan tamamlayıcı araçtır.

CDR neden gerekli?

1) Dünya hâlâ çok büyük ölçekte emisyon salıyor

UNEP’in Emisyon Açığı Raporu’na göre küresel sera gazı emisyonları 2023’te 57,1 GtCO2e ile rekor seviyeye ulaştı.

2) Bazı sektörlerde kalıntı emisyonlar devam edecek

Güçlü bir karbonsuzlaşma senaryosunda bile bazı emisyonların daha uzun süre devam etmesi olasıdır. Havacılık, deniz taşımacılığı, ağır sanayideki proses emisyonları ve tarımın bazı alanları buna örnek verilebilir. Bu nedenle net sıfır planları, geriye kalan kısmı dengelemek için çoğu zaman giderime dayanır.

3) Yılda 5 ila 10 GtCO2 giderimi ihtiyacı fikri nereden geliyor?

Sıklıkla, dünya ölçeğinde yüzyıl ortasına doğru yılda yaklaşık 5 ila 10 gigaton CO2 giderimine ihtiyaç duyulabileceği ifade edilir. Bu sayı, aşımın büyüklüğüne ve emisyon azaltım hızına bağlı olarak daha da artabilir.

Bu mantığı basit adımlarla şöyle açıklayabiliriz:

Karbon Gideriminin Durumu (2024) Raporu, 1,5°C ile uyumlu patikalarda yüzyıl ortasına doğru yılda yaklaşık 7 ila 9 GtCO2 mertebesinde giderim ihtiyacının sıkça görüldüğünü belirtir. Aynı zamanda giderimin, emisyon azaltımının yerine değil tamamlayıcısı olduğunu vurgular. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli(IPCC)‘nin Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6), “soğutma matematiğini” net biçimde ortaya koyar: Eğer bir aşım yaşanırsa, sıcaklığı tekrar aşağı çekmek çok büyük kümülatif giderimler gerektirir. IPCC, 0,1°C düzeyinde bir soğuma için yaklaşık 220 GtCO2 mertebesinde kümülatif giderim büyüklüklerinden söz eder ve burada belirsizlik aralıkları bulunduğunu belirtir. Bu nedenle aşım sonrası küçük bir soğutma hedefi bile yüzlerce gigaton kümülatif giderim anlamına gelebilir. Bu miktar onlarca yıla yayıldığında da doğal olarak “yıllık çoklu gigaton” ölçeğine işaret eder. Dünya Ekonomik Forumu’nun İyi CDR Uygulamaları Kılavuzu gibi uygulayıcı raporlar da IPCC benzeri tahminlerle uyumlu biçimde, yüzyıl ortası için gigaton ölçeğinde giderim ihtiyacı çerçevesini yansıtır.

Dolayısıyla “5 ila 10” sihirli bir sayı değildir. Bugünkü yüksek emisyon seviyesi, bazı sektörlerde beklenen kalıntı emisyonlar ve aşım sonrası dengeleme veya soğutma için gereken kümülatif giderim büyüklüğü birlikte düşünüldüğünde bu mertebe ortaya çıkar.

CDR Nedir?

Karbon Giderimi (CDR), atmosferden CO2’nin bilinçli şekilde uzaklaştırılması ve ardından ölçülebilir biçimde, iklim açısından anlamlı sürelerce kalacak şekilde depolanmasıdır.

Başta karışıklığı önlemek için iki önemli not:

Bacadan CO2 yakalamak genellikle CDR değildir. Bu daha çok, fosil kaynaklı CO2’nin atmosfere gitmesini engelleyen karbon yakalama uygulamasıdır. Önemli olabilir, fakat henüz atmosfere karışmamış gazlar yakalandığı içini CO2 giderimi sınıfında değildir. Depolama kalitesi, yakalama kadar önemlidir. Sızıntı riski yüksek geçici depolama ile daha dayanıklı depolama aynı şey değildir. Depolanan karbonun sızması durumunda, giderim için harcanan enerji de boşa gider.

İki ana aile: doğa temelli ve mühendislik temelli

Doğa temelli CDR

Ekosistemlerin biyokütle ve toprakta tuttuğu karbonu artırmaya dayanır. Yaygın örnekler:

  • Ağaçlandırma ve yeniden ormanlaştırma
  • Toprak organik karbon uygulamaları
  • Turbalık alanların restorasyonu
  • Mangrovlar, deniz çayırları ve tuzlu bataklıklar gibi mavi karbon ekosistemleri

Güçlü yönleri: görece hızlı ölçeklenebilir ve çoğu zaman ek faydalar sağlar. Zorluklar: kalıcılık ve sızıntı riski (yangın, kuraklık, zararlılar), arazi rekabeti ve ölçüm belirsizlikleri.

Mühendislik temelli CDR

CO2’yi fiziksel, kimyasal veya biyolojik yollarla giderip depolayan tasarlanmış sistemlerdir. Genellikle daha yüksek ölçülebilirlik ve potansiyel olarak daha yüksek dayanıklılık sunabilir, fakat enerji ve malzeme ihtiyacı daha yüksek olabilir. Sonraki sayılarda mühendislik temelli CDR’ı çok daha detaylı şekilde ele alacağız.

Emisyonları azaltmamız şart. Ama konu orada bitmiyor; geriye kalan azaltılamayan emisyonları dengelemek ve olası aşımı geri almak için CDR’a da ihtiyaç var.

Kapanış

CDR önemlidir çünkü “küvet” fiziği pazarlık kabul etmez. Birçok güvenilir yol haritası hem hızlı emisyon azaltımına hem de ölçekli giderime birlikte dayanır. Modellerin ima ettiği ihtiyaç ile bugün mevcut olan kapasite arasındaki fark büyüktür.